Tahtakıran

Tahtakıran, Ardahan ilinin Göle ilçesine bağlı bir köydür. İşte, ovanın göl halinde olduğu dönemde, tahtadan yapılmış
 bir teknenin, şimdiki Tahtakıran köyünde bulunan tepeciğe çarpması sonucu, tekne batmış ve teknenin battığı yere
 Tahtakıran adı verilmiştir.

Kars’ın bilinen ilk sâkinleri Hurrilerdir. Daha sonra Hititlerin hâkimiyetine girmişlerdir.
Hurriler bölgeye “yüksek ülke” veya “yukarı eller” demişlerdir. Bölge, daha sonra Urartuların işgâline uğradı.
M.Ö. 8. asırda Kimmerler buradan geçtiler. Asurlar ve Babiller buraya hâkim olamadılar.
İskitler M.Ö. 7. asırda bu bölgeye hâkim oldular. M.Ö. 6. asırda Perslerin istilâsına uğradı.
Dârâ, Kafkasya Seferini buradan geçerek yaptı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender,
Persleri yenerek burasını ele geçirdi. Partlar ve bunlara bağlı
Ermeni derebeylikleri zaman zaman bölgeye hâkim oldular.
M.Ö. 1. asırda Pontos Krallığını yıkan Romalılar bu bölgeye yaklaştı.

M.S. 2. asırda Romalıların eline geçti. Daha sonra Partlar ve onların yerine geçen Sâsânîler ile
Romalılar arasında el değiştirdi. M.S. 395’te Roma ikiye bölününce bu bölge, bütün Anadolu gibi
 Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bu bölge, Bizans ile Sâsânîler arasında sık sık el değiştirdi ve buradaki derebeyleri bâzan İran bâzan da Bizans’a tâbi oldular.

M.S. 7. asırda İslâm orduları bu bölgeyi fethedince Ermeni derebeyleri, Abbâsî halifelerine tâbi oldular.
Bölge ahâlisi, kütleler hâlinde İslâmiyetle şereflenerek, İslâmiyet, Kars ve civarında hızla yayıldı.
Türk Sâcoğulları ve onların yerine geçen Şeddâdiler bu bölgeye hâkim oldular ve Ermenilerle mücâdele ettiler.
 Onuncu asrın ortasında Kars’a 50 km mesâfede Ani şehrini başşehir yapan Ermeni derebeyleri 1044’te
 Bizanslılar tarafından bölgeden kovuldular. Yirmi senelik Bizans hâkimiyetinden sonra büyük
Türk Hakanı Selçuklu Sultanı Alparslan 1064’te Ani’yi fethederek Bizanslıları buradan attı.
Kars, Anadolu’nun Türkler tarafından fethedilen ilk parçası oldu. Bu fetih 1071
Malazgirt Zaferinden yedi sene önce olmuştur.

Türkiye Selçukluları Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şahın babası Kutalmış Bey, 1049 ve 1053
Anadolu akınlarına giderken Kars’tan geçti. 1058 akınında Selçuklu şehzâdelerinden
Yakuti Kars’ın dış mahallelerini fethetti. Sultan Alparslan, 1068’de Ardahan’ı fethetti. Alp Arslan’ın oğlu
SultanMelikşah, Kars’ı geri almak isteyen Bizanslıları 1080’de yenerek bu bölgeyi
Erzurum’u merkez yapan Saltukoğullarına verdi. 1124’te Gürcüler, Ani ve
Kars’ı ele geçirince, Saltukoğulları 1153’te Kars’ı geri aldı.

1226’da Celâleddin Harezmşah, Ani’yi kuşatmış fakat alamamıştır. Tiflis’i fethetmiştir. 1239’da Moğollar
Kars ve Ani’yi alarak, Gürcüleri buradan uzaklaştırmışlardır. Sırasıyla İlhanlılar, Celâyirliler, Tîmûrlular,
 Karakoyunlular ve Akkoyunlular bölgeye hâkim oldular. Tîmûr Han, 1394, 1400 ve 1403’te
 Kars’tan geçti. Safevîler, Akkoyunlu İmparatorluğunu yıkınca, mîrasına konarak Kars’a hâkim oldular.
Bu sırada Osmanlı Devletinin sınırları da Kars’a dayanmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, Çaldıran Seferinden dönerken
Kars Kalesi yakınında konakladı. Kars ve çevresi, 1534’te Kânûnî Sultan Süleyman Hanın ilk yıllarında
Safevîlerden Osmanlılara geçti.

Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki stratejik çarpışmalar, Kars bölgesinde cereyan etti. 1548’de
Sultan Süleyman Han, Kars Kalesini tahkim ettirdi. Safevîler, zaman zaman Kars’a saldırdılar. Sultan
ÜçüncüMurâd Han, 1579’da birkaç hafta içinde Kars şehrini yeni baştan inşâ ettirip, kale, sur,
câmi ve her türlü tesisleri yeniden yaptırdı, böylece 16. asırda Türk ordusunun istihkâm sınıfı burada parlak
bir imtihan verdi. Kars, Osmanlıların askerî bir üssü ve serhat şehri oldu. 1604’te Safevîler, âni bir hücumla
Kars’ı işgal ettilerse de tekrar çıkarıldılar. 1616’da Kars Kalesi yeniden geniş ölçüde tahkim edildi. Sultan
Dördüncü Murâd Han, Revan Seferinde buradan geçti ve Kars’ı yeniden îmâr etti. On yedinci asırda
Kars ve Çıldır, iki ayrı beylerbeyliğin merkezleri oldular. 29 Mayıs 1664’te başlayan ve bir hafta
devam eden zelzele büyük zarar verdi. 1734’te Nâdir Şah Avşar, Kars’ı iki defa, 1744’te üçüncü
defa kuşattı ise de alamadı. 1807’de Ruslar, Kars’a kadar yaklaştı fakat Osmanlı ordusu, Rusları yenerek,
Tiflis’e geri çekilmek mecburiyetinde bıraktı. 1821-1823 arasında İranlılar, Kars topraklarına akınlar yaparak
Osmanlıları yıprattılar. Sonra da Ruslar, saldırarak 15 Temmuz 1828’de Kars’ı işgal ettiler. 8 ay sonra
Edirne Muâhedesi ile Kars’ı terk ettilerse de Kars’ın üçte ikisini ve târihi bütün eserlerini, câmi ve türbeleri imhâ ettiler.
1853-1856 Kırım Harbinde bu bölgede büyük savaşlar oldu. Rusların 29 Eylül 1855 taarruzu
 Kars halkının (genç, yaşlı, erkek, kadın ve hatta çocukların) desteği ile Müşir Mehmed Vâsıf Paşa emrindeki
Türk ordusu tarafından geri püskürtüldü. Bu zaferin hatırası olarak altın, gümüş ve bronz“Kars 1272” madalyaları
bastırıldı ve Kars şehrine “Gâzi” ünvanı verildi. Halk üç sene vergi ve askerlikten muaf tutuldu.
Ruslar, 1856’da Paris Antlaşması ile bu bölgede 5 ay kaldıktan sonra geri çekildiler. Kars çevresinin ikinci
Rus işgali böylece sona erdi.

Doksanüç Harbi denen 1877-1878 Türk-Rus Harbinde Kars çevresinde dünyâ çapında önem taşıyan
muhârebeler olmuştur. Bu târihte Kars 20 bin nüfuslu ve 25 câmili bir kale şehriydi.
Müşir Gâzi Ahmed Muhtâr Paşa, sayıca üstün Rus kuvvetlerini üç meydan muhârebesinde yendi.
Bunun üzerine komutanını Rus Çarı azletti. Müşir Gâzi Muhtâr Paşa dördüncü bir savaşa girmedi.
Osmanlı ordusu kazansa bile ordunun zâyiâtı ile bütün doğu bölgesi Rusları durduracak bir güçten mahrum kalacaktı.
Böyle stratejik sebeplerle orduyu Erzurum’a geri çekti. Bu sebeple Kars, 18 Kasım 1877’de üçüncü
defa işgal edilmiş oldu. Ruslar, üç gün üç gece Kars’ı yağma ettiler. Bütün câmi, türbe ve târihî eserleri imhâ ettiler ve
Müslüman Türk halkını korkunç bir katliam ile öldürdüler. Kars’ı, Tiflis’te bulunan Kafkasya Umûmî Vâliliğine bağladılar.
1878-1881 arasında üç yıl içinde 82.000 Türk, Kars’ı terk edip, Erzurum çevresine yerleşti. Bunun 11.000’i
Kars’ın içindendi. Ruslar, Kars’a Ermeni, Rum, Süryânî, Eston ve hattâ Ukraynalı yerleştirdiler. 1897’de
 Kars’ta yüzde 51 Türk kaldı; 1914’te Türklerin miktarı yüzde kırka indi. Birinci Dünyâ Harbinde Ruslar,
Kars Türklerini Osmanlı ordusuna yardım ediyor diyerek katlettiler. Bu katliamdan sadece 22.000
Türk kurtularak Bakü’deki Müslüman Cemiyetinin himâyesinde yaşadılar.
Azerbaycanlı Türkler soydaşlarına sâhip çıktılar.

1918 başında Osmanlı ve müttefiklerine yenilen Rusya, silâhlarını bırakıp, Brest-litovsk Muâhedesi (Antlaşması) ile
Kars, Artvin ve Batum’uOsmanlı Devletine terk etmiştir. Az sonra İngiltere ve müttefikleri gâlip gelince, İngilizler bu
antlaşmayı kabul etmeyip, Ruslar ve İngilizler Kars’a Ermeni doldurup, Kars’taki bütün Türkleri katlettirdiler.
 Bu katliamdan sâdece üç Türk kurtuldu. Posof ve Ardahan’ı Gürcüler işgâl ettiler.

Türk İstiklâl Harbinde 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa, 30 Ekim 1920’de Kars’ı kurtardı.
Kars Kalesine şanlı Türk Bayrağını 34. Alay subaylarından Yüzbaşı Abdurrahman Bey “Besmele-i şerif” ile yeniden çekti.
Rusya 16 Mart 1921 Moskova Muâhedesi ile Batum hâriç olmak üzere, Kars ve Arvin’in Türkiye’ye iâdesini kabul etti.
Bu muâhede, 13 Ekim 1921 Kars Muâhedesi ile Ermenistan ve Gürcistan tarafından da kabul edildi.
Hıristiyan azınlıklar Kars’ı boşalttılar. Şehrin eski sakinleri yurtlarına yerleştiler. İkinci Dünyâ Harbinden sonra
Rus devlet başkanı Stalin, Kars ve Ardahan’ı istedi ise de, bu arzusunda ısrar edemedi.

Kültür

Tahtakıran Ardahan Köyü içinde eskiden kürtçe çoluk-cocuk, genç yaşlı genel dil olarak kullanılmış olup,
günümüzde özellikle 90'lı yıllarda güneydoğuda oluşan terör olayları sonucunda yakında bulunan jandarma
karakolununda baskıları sonucunda ağırlıklı olarak türkçe konuşulmaktadır. Köyümüz kürt kökenli türkiye
vatandaşların yogunlukta yaşadığı köyüdür.

Tahtakıran 1960 yıllarında bir başka köyle uzun süren bir silah'lı çatışma yaşamıştır.Olay'ları bastırmak üzeri
asker'ler devreye girmiştir fakat asker'lerle de uzun süreli çatışmalar yaşanmıştır.Bunun üzerine Tahtakıran
köy'lüleri ormanlara çıkmıştır.Asker'lerle uzun süreli pazarlık sonucu tekrar köy'lerine döndüler fakat köy'ün
muhtar'ı ve bir aza'yı asker alarak cezayı işlem uyguladı.Tahtakıran'lılar bu çatışmalar sırasında RUS beş'lileri
kullanılmıştı bu silah'lar da daha sonra toplatıldı.

Coğrafya

Ardahan iline 34 km, Göle ilçesine 13 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Ekonomi

BÖLGEMİZİN OLDUĞU GİBİ KÖYÜMÜZÜNDE EKONOMİSİ TARIM VE HAYVANCILIĞA
DAYANMAKTADIR. Tarım: Tarla tarımından sağlanan ürünler sınırlıdır. İklim şartları tarla tarımını engeller.
Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday, fiy olarak sıralanabilir. Hayvancılık: Bölgede hayvancılık, tarla tarımından önce gelir.
Geniş mera ve çayırları ve buradaki zengin bitki örtüsü hayvancılığın gelişmesine yol açmıştır.
Köy topraklarının % 70’ini kaplayan mer’a ve çayırlarda hâlen mevcut olan hayvan potansiyeli beslenmektedir.
Büyükbaş hayvan yetiştirilir.

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.
 Köyün içme suyu şebekesi vardır. ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.
Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağıbinası yapılmış, fakat atama olmadığı için kullanıma açılmamıştır.
 Şu anda kullanılmamaktadır. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır